Avrupa
Kıbrıs Türkü tarihe geçecek
Cuma, 21 Ekim 2016 17:32

 

Hükümet de oldular ama çoğu zaman muhalefette kaldılar.

Hükumet olmayı çok sevdikleri söylenemezdi zira en sevdikleri iş eleştirmekti.

İcraat yapmak zor, eleştirmek kolaydı.

Bırakın projeler üretmeyi, önlerine sunulan hazır anlaşmaları bile imzalamayı beceremediler.

İçlerinden biri “bunu imzalamamız şart” dedi, aforoz ettiler.

Ekonomik akıl ne demek, dünya ölçeği ne demek anlatmak istedi, rahmetli babasını hatırlattılar.

Hükümetten gidişleri pek gönüllü oldu. Hele bundan öncekinde kendileri istedi seçimi, “kasada para yoktu, olaydı bırakırmızdık (bırakırmıydık)” diyerek…

Son hükumet ettikleri dönem ise ustalık dönemleri oldu! Devleti tıkadılar, maaşları ödenmeyecek hale getirdiler, Türkiye’yle ilişkileri berbat ettiler.

Yani başarısız olmak için gereken bütün adımları attılar.

Şartların gereğini yapmak yerine, çocukça kaprislere tutundular, ideolojik saplantılardan medet umdular.

Yapamadılar, beceremediler, anlayamadılar, olmadı, gittiler.

KKTC’ye su götürülmesi projesinin tamamlanmasının ardından gösterdiği basiretsizlikle akıllara kazınan parti, esas icraatlarına muhalefete gelince başladı.  

UBP-DP Hükümetince çıkarılan muhaceret ve seyrüsefer affının kendi dönemlerinde de çıkarıldığını unutup, “acelesi neydi de yazda yaptılar. Meclis’in açılmasını bekleselerdi” gerekçesi, daha doğrusu bahanesiyle mahkemeye koşan parti, çıkan ara emri kararlarından memnun kalmış olmalı ki, bu kez vatandaşlıkları yargıya taşıdı.

Konuyla ilgili olarak yapılan açıklamaya göre, Yüksek İdare Mahkemesi bugün saat 10.30'da, CTP'nin açtığı iptal davası neticeleninceye kadar, vatandaşlık alanların haklarını kullanmasının durdurulması ile ilgili ara emri başvurusunu görüşecek.

CTP’nin başkanı Mehmet Ali Talat, UBP-DP hükümetinin keyfi kararlara imza attığını savundu her zamanki gibi.

CTP, muhalefet etmenin farzı olan tüm mühimmatı tek tek masaya koyarken, halkın tepkisini çekeceğini biliyor bilmesine ama onun için önemlisi yandaşların alkışı. Her çelişkinin bir alıcısı olduğunu düşünen bu parti, UBP’nin tarihe mal olacak elektrik imzasını unutturmak için vatandaşlıkları gündeme getirdi bu sefer.

Ne var ki vatandaşlık meselesi o kadar da masum değil.

 Rumların istedikleri haritayı çizmeleri için nüfus konusunun, Rumların istediği oranda kalması şart.

Rum papazın kendince yüzde 18 olarak açıkladığı rakamın üstüne çıkmak, Türklerin azınlık konumundan çıkması demek olacak ki Allah muhafaza! Tarihiyle sorunlu, maneviyatla sorunlu bir nesil yaratan ve bu nesli ideoloji terkibi altında tek tipleştirmeye çalışan zihniyet, “barış, çözüm” kelimelerinin sihirli gücüyle adayı birleşmeye ant içtiğini gizlemiyor.

Türkiye’den gelen her hayırlı işe surat asan, tanınmamışlığı izolasyonlara bahane kılan ancak tanınmayı aklından dahi geçirmeyen bu zihniyetin, Türkiye’nin garantörlüğünü tabu olmaktan çıkarıp, uyduruk 82/18 oranını tabu ilan etmesi, Rum’un değirmenine su taşımaktan öte anlamlar içeriyor. Zira, 1974’ten bu yana barışın hakim olduğu adada, yeni “barış” dili icat edenlerin “neden” kısmını atlayıp sonuç kısmına gelmeleri “Rumi” tedrisatın ürünü.

Ne diyorduk; Adanın 1958’den itibaren bölündüğünü, (Albay Peters Rumların Türklere saldırmasından sonra haritayı önüne açmış, Lefkoşa’da Baf kapısından başlayıp Mağusa kapısına kadar giden Ermu Caddesi üzerine yeşil kalemle çizgi çekerek, sınır ilan etmiş, yol boyunca da dikenli tellerle Lefkoşa’yı ikiye bölmüş, Yeşil kalemle çizildiği için adı yeşil hat kalmıştı.) Kıbrıslı Türklerin gettolara hapsedildiğini, 1963-74 yılları arasında eşi görülmemiş katliamlara uğradığını, tüm haklardan mahrum bırakıldığını, göçe zorlandığını beyinlerden çıkarıp, “Ada, 1974 Barış Harekatından sonra bölündü, Türkiye işgal etti, Rumların hakkı gaspedildi” yalanını yerleştirmeye çalışanların neye, niye hizmet ettiklerini tarih elbet birgün yazacak çünkü gerçeklerin,  ortaya çıkmak gibi bir kusuru var.

Papazın sözlerinin, “acil birleşme” hevesini yok hükmüne geriletmesi gerekirken, “aman ağzımızın tadı bozulmasın” ısrarıyla hareket eden bu millet, icat veya ödülleriyle değil, devlet verip azınlık olmasıyla tarihe geçecek.


 
Rumların Ortak Devlet Rüyası (1)
Pazartesi, 23 Mayıs 2016 10:55

 

Ata ATUN

Anastasiadis’in KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı ile müzakerelere başlamalarının üzerinden 1 yıl geçmesi nedeniyle Kıbrıs Rum tarafında faaliyet gösteren “Sky” televizyonuna verdiği “365 günün raporu” mülakatında söylediği “Çözüm Türkiye’nin de çıkarına olacak çünkü artık yasadışı rejime ve işgal ordusuna yaptığı ekonomik bağışlar sona erecek” cümlesi çok dikkat çekici. Bu cümle aslında üstü kapalı birçok, ustalıkla saklanmış düşünceyi içeriyor.  


Bu tanımlama ve açıklama içinde, Anastasiadis’in “Yasadışı Rejim” dediği Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti, “işgal ordusu” dediği de Kıbrıs Türk Barış Kuvvetleri.


Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin memurlarının ve işçilerinin aylık maaşlarının her ay düzgün bir şekilde ödenebilmesi için artık Türkiye para göndermeyecekmiş. Devamla KKTC’nin alt yapısına yani yollarının, binalarının, telefon, elektrik ve su sistemlerinin, hava ve deniz limanlarının, ekonomisinin, tarımının, ulaşımının bakımı ve idamesi için de para gönderemeyecekmiş. Bütün bu ödemelerden kurtulacakmış ve bütçesi rahatlayacakmış! Buna karşın tüm bu giderleri, kurulması için son 58 yıldır görüşmelerin sürdüğü ve Anastasiadis’e göre içinde Kıbrıslı Türklerin “Ayrıcalıklı Azınlık” haklarına sahip olacağı “Ortak devlet” yapacakmış!


1963-1974 yılları arasında Rum Yönetimi altındaki “Kıbrıs Cumhuriyeti”nde çalışmayı başarabilmiş Kıbrıslı Türk sayısının sayı ile -0-, yazı ile de “SIFIR” olduğunu unutmuşa benziyor Anastasiadis ve baryaları anlaşılan… Hangi Kıbrıslı Türk’ü 1963’den 1974’e kadar devlet dairelerinde istihdam edip aralıksız maaş vermişler de bizim haberimiz olmamış!

Bundan sonra KKTC devleti dairelerinde fiilen çalışan 30 bine yakın memuru ve işçiyi “Ortak Devlet” bünyesine katacak ve aksamasız ödeyecekmiş ve buna ilaveten de halen emekli maaşı çeken 42 bin kişiye de emekli maaşlarını aksamasız verecekmiş “Ortak Devlet.”


Çok değil daha 12 yıl evvel DISI Başkanı Anastasiadis, kendisi konuşurken benim de kulaklarımla canlı canlı duyduğum “Kurulacak Federal devlet sadece kendi bünyesi içinde istihdam ettiği Kıbrıslı Türklerin maaşlarını ödeyecek, Kıbrıs Türk Devletinde (Eyaletinde) çalışan Kıbrıslı Türk memurların ve emeklilerin maaşlarını Kıbrıs Türk Devleti ödesin. Bizim Kıbrıslı Türkleri sırtımızda taşımak gibi bir niyetimiz yok” demişti ve de çılgınca bu fikrini savunuyordu.


Ne oldu anlamadım Anastasiadis’e… Başına taş mı düştü de fikir değiştirdi ve tüm Kıbrıslı Türklerin istihdam edileceğini, emeklilerin maaşlarının eksiksiz ödeneceğinin garantisini vermeden Türkiye’nin bu yükten kurtulacağından bahsediyor? Yoksa niyeti 1963-1974 dönemini andıracak bir uygulama ile göstermelik olarak üç-beş Kıbrıslı Türk’ü istihdam etmek ve geriye kalanları da aynen III. Makarios’un yaptığı gibi adadan göçe zorlamak için işsiz, güçsüz, maaşsız ve gelecekten yoksun bırakmanın alt yapısını mı hazırlıyor.     

Biri bana çıksın ve desin ki, 1974’den evvel, Makarios idaresi altındaki Kıbrıs’ta adanın yüzde 3’ü kadar ufak bir kısmına silah zoru ile sokulduğumuz ve bölük pörçük yaşamaya mahkûm edildiğimiz karanlık yıllarda, Kıbrıslı Türklerin yaşadığı hangi köyün yolu asfalttı, elektriği vardı ve suyu evdeki çeşmelerden akıyordu. Kısaca ve özetle “Hiç birinde” demek daha doğru olacaktır bu araştırma sorusuna.

 Ne domuzun kuyruğu düzelir, ne de Rumların aklından “Kıbrıslı Türkleri adadan atmak”  fikri çıkar.  

Tüm bunlar ışığında Anastasiadis’in mülakatında söylediklerinde anlayamadığım taraf şu…. (Devam edecek..)


Ata ATUN

e-mail: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir veya   Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

http://www.ataatun.org  

Facebook: Ata Atun

http://www.twitter.com/ataatun


 
“Kırım Tatarlarının akıbetine uğrarsınız”
Perşembe, 28 Nisan 2016 13:24

 Yurdagül ATUN:

Kırım Türklerinin özgürlük savaşçısı Abdülcemil Kırımoğlu, Rumlar ile Rusların birbirlerine benzediğine vurgu yaparak, Türkiye’nin garantörlüğünün kalkması halinde Kıbrıslı Türklerin adadaki varlığının silinebileceğini söyledi:

Devamını oku...
 
Mülkiyet konusunda Vakıflar Depremi (1)
Pazartesi, 25 Nisan 2016 22:36

 Ata ATUN:

Vakıflar İdaremizin 2009 yılında başlattığı Kıbrıs adasındaki vakıf arazileri konusundaki çalışma yarıyı çoktan geçti, hızla sona doğru gidiyor. Sonunda da Kıbrıs sorununa çözüm getirme müzakerelerinde bir deprem yaratacağı, Mülkiyet başlığını alt üst edeceği kesin.  

Devamını oku...
 
Bakan Atun'dan hükümet krizinin perde arkası
Cuma, 08 Nisan 2016 18:47

 Ekonomi Sanayi ve Ticaret Bakanı Sunat Atun; CTP’nin, Türkiye ile işbirliği yaparak sonuçlandırılması gereken her ana konuyu Türkiye’ye karşı kullanarak muhalefeti örgütlemeye çalıştığını vurgulayarak, “bunu Akıncı’ya kaptırdıkları sol liderliğini ele geçirmek için fırsat olarak gördüler” dedi.

Devamını oku...
 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 > 76