Amerika
Taşlayarak öldürdüler!
Cumartesi, 13 Ekim 2018 09:02

 Batı Şeria’nın kuzeyinde bir grup Yahudi yerleşimci, gece otomobille evlerine gitmekte olan Filistinli çiftin aracına taşlarla saldırdı. Araçtaki kadın başına isabet eden taşla hayatını kaybetti.

Bir grup Yahudi yerleşimci milis, Batı Şeria’nın kuzey, Nablus’un güneyinde gece otomobiliyle evlerine gitmekte olan Filistinli çiftin aracına taşlarla saldırdı.

Ön camı kırarak arabanın içine giren bir taş, Filistinli Ayşe Talal el Rabi’nin (47) başına isabet ederek ölümüne yol açtı.

Arabayı kullanan kocası da başına ve göğsüne isabet eden taşlardan ağır yaralandı.

Filistinli olduğu için öldürülen Ayşe Talal el Rabi’nin Selfit’in kuzeybatısında bulunan Bidya kasabasından olduğu bildirildi.

Geçen Pazartesi günü iki Yahudi yerleşimcinin aynı bölgede öldürülmesinden sonra İsrailli milisler, Nablus bölgesindeki sivil Filistinlilere birkaç defa saldırı gerçekleştirdi.


 


 

 
ABD nereye gidiyor
Cumartesi, 13 Ekim 2018 08:22

 Beyaz Saray Ulusal Güvenlik Danışmanı John Bolton’un 3 Ekim 2018 tarihinde ABD'nin Viyana Diplomatik İlişkiler Sözleşmesi kapsamında yer alan “isteğe bağlı protokol”den, diğer tabirle “Uyuşmazlık Çözümü Ek Protokolü”nden çekildiğini açıklaması ve alaycı bir taşlama tavrıyla, John Bolton’un konu hakkında “Amerika Birleşik Devletleri Diplomatik İlişkiler ile ilgili Viyana Sözleşmesine taraf olmaya devam ediyor ve diğer tüm tarafların sözleşmeye bağlı uluslararası yükümlülüklerine uymasını bekliyoruz” demesi son yetmiş yılın diplomasi teamüllerine aykırı. Bu açıklamadan kısa bir süre sonra da Amerikan Yönetiminin ABD'nin egemenliğini korumak için diğer tüm uluslararası anlaşmaları da gözden geçireceğini açıklaması, dış politikada ABD’nin farklı bir kavramı uygulamaya başladığına işaret ediyor.

 

Başkan Trump'ın talimatı ile ABD Dışişleri Bakanlığı 6 Aralık 2017'de Kudüs'ü İsrail'in başkenti olarak tanıdığını ve ülkesinin Tel Aviv'deki büyükelçiliğini Kudüs'e taşıyacağını açıklamıştı. Bu açıklamadan kısa bir süre sonra da ABD’nin İsrail’deki yeni büyükelçilik binası 14 Mayıs 2018'de yapılan resmi törenle Kudüs’te açılmıştı. Buna karşı diplomatik bir girişim veya da atak olarak da Filistin Devleti (Filistin Yönetimi) geçen ay içinde ABD’nin İsrail’deki Büyükelçiliğini Tel Aviv'den Kudüs'e taşımak kararını Uluslararası Adalet Divanı’na (UAD) taşımış ve 18 Nisan 1961'de yapılan Viyana Anlaşması'na aykırı olduğu gerekçesiyle şikayet ederek yasal başvuruda bulunmuştu. ABD’nin “isteğe bağlı protokol”den çekilmek istemesinin gerçek nedeni Filistin Yönetiminin UAD’ye başvurusu ve ABD’yi şikayet etmesi.

 

Söz konusu Viyana Sözleşmesi, devletler arasındaki diplomatik ilişkileri belirleyen ve diplomatlara dokunulmazlık sağlayan uluslararası bir antlaşma. Diplomatların, Büyük Elçilerin, Resmi Görüşmecilerin ve Padişah, Sultan, İmparator, Kral ve benzeri makamda bulunan yöneticilerin görevlendirdiği Habercilerin veya Görüşme Ekibinin dokunulmazlık kavramının geçmişi neredeyse bin yıl geriden başlamakta.

 

Amerika Birleşik Devletleri Donald Trump Başkan seçildikten sonra uluslararası ilişkilerinde birçok radikal karara imza attı. Başkan Trump’ın yönetimi ele almasından sonraki iki yıl içinde ABD, İran'la yapılan nükleer anlaşmadan, Küresel İklim Anlaşması’ndan, BM İnsan Hakları Konseyi'nden ve Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü’nden çekildi. Kuzey Atlantik Anlaşması Teşkilatı (NATO) üyelerini, ABD ile NATO arasına mesafe koymakla, desteğini azaltmakla tehdit etti. Son olarak da geçtiğimiz yetmiş yıl boyunca milyonlarca Filistinli mülteciye insani yardım sağlayan UNRWA'ya (Birleşmiş Milletler Yardım ve İş Kurumu) mali desteğini kaldırdı ve Filistinli mültecileri acımasızca cezalandırdı.

 

Amerika Birleşik Devletlerinin kurulmasından sonraki ilk 189 yıl içinde kırk adet uluslararası anlaşma ABD Kongresinde Temsilciler Meclisi ve Senatonun ayrı ayrı onayından sonra iptal edilmiş veya da ABD bunlardan çekilmişti. Sadece iki tane uluslararası anlaşma, üyelerinin üçte iki çoğunluğunu onayı ile sadece Senatoda alınan karar ile iptal edilmişti.

 

Trump döneminde kongrenin yetersizliği ve tarihsel hareketsizliği nedeniyle Yürütme Şubesi, alınan tek taraflı bir kararla uluslararası anlaşmaları feshetme girişimini kabul etti ve sadece Başkanın inisiyatifi ve onayı ile ABD söz konusu anlaşmalardan çekildi, bazı devletlere ABD’nin geleneksel siyasetine ve diplomasisine yakışmayan sözlerle tehditler savurdu ve UNRWA’ya yapılan mali yardımları durdurdu.

 

Başkan Trump’ın ABD’ye farklı bir uluslararası ilişkiler kavramı getirdiği kesin.

Zaman, Başkan Trump kökenli bu radikal uygulamalar sonucunda ABD’nin uluslararası siyasi ve ekonomik ilişkilerinde zarar mı göreceğini yoksa kazanım mı sağlayacağını ortaya koyacak.

 

Ama görünen o ki, zarar göreceği ve süreç içinde küresel gücü ile güvenilirliğini kaybedeceği daha baskın çıkmakta...

 

Prof. Dr. (İnş. Müh.), Dr. (Ulus. İliş.) Ata ATUN

Akademisyen, Kıbrıs İlim Üniversitesi

KKTC III. Cumhurbaşkanı Politik Danışmanı

e-mail: Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir (Kişisel) , Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir (Akademik)

http://www.ataatun.org

Facebook: AtaAtun1

 
Uzaylılar aramızda
Cuma, 08 Nisan 2016 17:39

 Bekir Hazar:

Amerika’nın en derin düşünce kuruluşu... Yıllarca ABD yönetimlerinin her kademesinde vazife alanlar, raporlar hazırlıyor. Bizim merkez medya da yıllarca o kurumdan gelen raporları yayınladı. "Amerika'dan bize ciddi uyarı" diyerek bu memlekette kamuoyu oluşturdu.

 

Devamını oku...
 
AMERİKA NEREYE KOŞUYOR
Pazar, 10 Şubat 2013 18:10

 Nevzat Laleli

            Nereye gidiyoruz yazı serisi                                                         HAY-DER Gen. Başk.

            Amerika, bildiğiniz gibi 250 sene kadar önce İspanya’dan, İtalya’dan, İngiltere’den kaçan hapishane kaçkınlarının oluşturdukları bir devlet.

            Önce “Kızılderili” denen Amerika’nın yerli halkına soykırımı uygulayarak yok etmiş, onların elindeki arazilerini almış oraya yerleşmişlerdir. Bakmışlar ki büyük arazileri kendi başlarına ekip dikemiyorlar, o zaman buralar için ırgat ve amele lazım… Afrika’dan silah zoruyla ailelerinden kopartarak topladıkları ve ellerini kollarını bağladıkları siyah derili zencileri gemilerin ambarlarında bin bir eziyetle Amerika’ya getirmişlerdir.

            Amerika’da zencilere“köpek muamelesi” yapmışlar, onlar da insandır dememiş, diyememişlerdir. Her mekânda beyazlara siyahların yerleri ayrılmış, otobüslerde bile ayrı yerler oturmuşlardır.

            Daha sonraları Amerika’ya İspanya’dan kovulan Yahudiler göç etmeye başlamış, çevirdikleri entrikalarla Kovboyların üstünde yer bulmuşlardır. Şimdi Newyork, Wolk street caddesinde ki bankerlerin hemen hepsi Yahudi’dir.

Bunlar sahip oldukları maddi güçleriyle, bütün ülkelerde olduğu gibi Amerika’da da medya sektörünü ellerine geçirmişler, bu sayede insanları bir sürü gibi istediklere yöne yönlendirmişlerdir.

Birlikte 42 yıl çalıştığım Prof. Dr. Necmettin Erbakan bir sohbetinde; “Eğer Yahudiler olmasaydı, yeryüzünde savaşlar olmazdı” diyerek, hissiyatını dile getirmiştir.

KÜRESEL EMPERYALİZM

Kapitalizmin kurucuları, Adam Smith, Darvin, Durkaym hepsi birer Yahudi’dir.

Yahudiler Kapitalizmi (insanlığı sömürme aracı olan faizci sistemi) önce Amerika’ya yerleştirebilmek için Protestanlığı kurdular. Böylece faiz Hıristiyanların gözünde mubah hale geldi. Daha sonra da Evangelismi kurdular. Bununla da “Hıristiyan bir insan, İsrail için her şeyini feda edebilecek hale getirildi.”

Şu anda Amerika’da 90 milyon Evangelist olduğu söylenirken, ABD başkanı olacakların mutlaka bu mezhepten seçilmeleri Yahudi’nin Amerika siyasetinde ki yerini ve gücünü göstermektedir.

Bunlar NATO’yu da kurarak diğer ülkeleri de kendi istekleri doğrultusunda kullanmaya başlamışlardır. Görünüşte ABD vardır ama bunun beyni Yahudi’dir. ABD ne yapmışsa beyninin emirlerini yerine getirmektedir. Irak’ı işgali budur. Afganistan’a asker çıkarmak budur.

ABD’nin ülkemizde 28 üssü bulunmaktadır. NATO, ülkemizde ki yöneticilerimizin talepleriyle şimdi de ülkemize Patriyot füzeleri yerleştirmekle meşguldür.

Bu füzelerin Suriye’den gelecek füzelere karşı ülkemizi koruyacağı yalanı ile milletimiz aldatılmaktadır. Hâlbuki bu füzeler İsrail, İran’ı vurduğunda, İran buna karşılık verecek ve işte füzeler o zaman devreye girerek ve İran’ın Şahap füzeleri daha İsrail’e erişmeden Türkiye üzerinde imha edecektir.

Ve tabii Türkiye, 300 senedir savaşmadığı İran ile savaşa girmiş olacaktır.

ABD’NİN KANLI TARİHİ

1945 yılında Japonya’da Hiroşima'ya attığı atom bombası 140 binden fazla kişiyi üç gün sonra 9 Ağustos 1945'te de Nagazaki'ye attığı bomba ile de 80 bin kişiyi katletti.

1950... Guatemala’da milli bir program izleyen Arbenz ihtilalle düşürüldü. Guatemala Silahlı Kuvvetler Başkanı Castillo Armas’ı geçirdi. 200 bin Guatemalalı öldürüldü.

1953... ABD, Moskova yanlısı İran Başbakanı Musaddık’ı darbeyle devirdi.

Yerine Şah Rıza Pehlevi’yi getirdi.

1963... Güney Vietnam Başkanı Diem öldürüldü. ABD’nin, Vietnam Savaşı boyunca 4 milyon sivil hayatını kaybetti. Vietnam Savaşı sırasında vuku bulan My Lai katliamında, Mart 1968’de, Amerikan askerleri, My Lai Köyü’nde, çoğu kadın ve çocuk 400’den fazla silahsız Vietnamlı sivili, her türlü işkence sonra katletti cesetleri parçaladılar.

1973... CIA’nın yer aldığı bir darbe ile sol eğilimli Cumhurbaşkanı Salvador Allende öldürüldü. Yerine getirilen Pinochet döneminde 5 bin Şilili sivil hayatını kaybetti.

1977... ABD, El Salvador’daki askeri yönetime destek verdi. 70 bin Salvadorlu ve 4 Amerikalı rahibe öldürüldü.

1980... CIA, Afganistan’ı işgal eden Sovyet güçlerine karşı savaşmaları için Usame bin Ladin ve örgütünü eğitti. 3 milyar dolar yardım etti.

1981... Başkan Reagan yönetimi, Nikaragua "contra"larını eğitti... 30 bin sivil Nikaragualı öldürüldü.

1982... Amerika, İran - Irak Savaşı’nda Saddam Hüseyin’i destekledi. Ona, milyarlarca dolarlık destek verdi. Savaş isteyen şahinlerin öncüsü olan Donald Rumsfeld, Saddam ile görüştü.

1989... CIA ajanı ve Panama Başkanı Noriega, ABD’nin emirlerine karşı çıkmaya kalkışınca, ülkesi tarafından işgal edildi. Noriega tutuklandı. 3 bin Panamalı sivil öldürüldü.

1991... ABD, Kuveyt’in işgali üzerine Irak’a girdi. 6 haftada 85 bin ton bomba atıldı. 113 bin kişi ilk saldırılarda katledildi.

1991’den 1998’e kadar ise, kötü beslenme ve hastalık nedeniyle yarısından fazlası çocuk olmak üzere 1 milyonun üzerinden Iraklı hayatını kaybetti.

1998... ABD, Sudan’da bir silah fabrikasını bombaladığını açıkladı. Ancak fabrikanın sadece aspirin ürettiği ortaya çıktı.

2001: Afganistan'ı işgal etti. İşgal devam ediyor. Her gün insanlar katlediliyor.

2003: Irak savaşını başlattı. Bir buçuk milyona yakın insanı katletti. Katliam sürüyor.

2011: Libya iç savaşını başlattı. 50 bine yakın kişi öldü.( Prof. Dr. Nurullah AYDIN)

MASUM BİR HAYVANIN DUASI

Olay Irak, ABD tarafından işgal edildikten sonra yaşanmıştır.

Üç Amerikan askeri, Irak'ta bir bakkal dükkânına girerler. Alışveriş yaparlarken, "kahrolsun Amerika" diye ses duyarlar.

Etrafa bakınırlar ve bu sesin bir papağandan geldiğini anlarlar. Bunun üzerine bakkala:
- Bu papağanı buradan yok et. Yarın geldiğimizde görürsek, seni mahvederiz, derler.
Askerler gittikten sonra, bakkal kara kara düşünmeye başlar. Çünkü papağanını çok

sevmektedir. Derken, aklına cami imamının papağanı gelir. Hemen imamın yanına koşar başından geçenleri anlatır ve:

- Hocam eğer sakıncası yoksa papağanları değişelim, der.

Hoca kabul eder ve değişim gerçekleşir.

Ertesi gün işgalci Amerikan askerleri yine gelir ve papağanı görürler:

- Biz sana bunu yok edeceksin demedik mi? derler.

Bakkal bu papağan o papağan değil dese de inandıramaz. Askerin biri, ben şimdi anlarım bunun der ve papağanın tekrarlamasını umarak bağırır:

- Kahrolsun Amerika!

Papağandan ses çıkmaz. Bu kere bakkal da dâhil hep birlikte bağırmalarını söyler:

- Kahrolsun Amerika! Ses yok.

- Kahrolsun Amerika! Ses yok.

- Kahrolsun Amerika! Bu arada papağan dile gelir ve

- “Aminnnnnn” der.

Kim bilir, bizim gibi günahkâr kulların duaları değil de belki bu dua kabul olunur.

 

 
ABD Kongresinde Kıbrıs Türk Günü
Perşembe, 04 Ekim 2012 15:56

 ABD Kongre Binasında organize edilen “Kıbrıs Türk Günü” ile ilgili haberleri iftiharla okudum. ABD’de yaşamayan, böylesi bir etkinliğin ne kadar önemli olduğunu tam olarak kavrayamaz. Son derece zordur Rum Lobisin koyduğu engelleri aşmak ve böyle bir sosyal etkinliği hayata geçirmek.

Devamını oku...
 
<< Başlat < Önceki 1 2 3 4 Sonraki > Son >>

Sayfa 1 > 4