Avrupa Türklüğünün sesi,nefesi Ozan Yusuf Polatoğlu
Cumartesi, 13 Ekim 2018 08:26

 
Bir yol düşün benim gönlüm
Ecel için çare mi var
Yıl üstüne yıl yaşasan
Tükenmeyen süre mi var

Polatoğlu bükülüyor
Yaprak daldan dökülüyor
Başa gelen çekiliyor
Çekilmedik yara mı var

1956 yılında Oltu'da doğdu. İlk ve ortaöğrenimini orada tamamladı. Küçük yaşlardan beri öğrenmeye başladığı aşıklık geleneği, yörenin birçok aşığının da etkisiyle şiir yazmaya, türkü söylemeye dönüştü.

1972'de gittiği Almanya'da, Maden Meslek Okulu bünyesinde eğitim gördü.

Ozan Polatoğlu, şiirlerinde sevgi, özlem, gurbet ve tasavvuf gibi çok çeşitli konuları işlememektedir. Son dönemde, birçok konunun yanında, Türkiye'den Almanya ve öteki Avrupa ülkelerine göçün öyküsü niteliğindeki şiirlere ağırlık vermektedir.

Özellikle Avrupa'nın çeşitli ülkelerinde konserler veren Polatoğlu, Türkiye'deki birçok yarışmada birincilikler de olmak üzere değişik ödüller aldı. 

Bugüne dek 11 kaset hazırlayan Ozan Polatoğlu'nun, değişik konulardaki yazı ve şiirleri, incelemeleri çeşitli gazete, dergi ve araştırmalarda aktarıldı.

Konserlerinin yanında, halk şiiri ve müziği üzerine çeşitli seminerlere de katılan Polatoğlu, şiirlerinin bir bölümünü, "Düşmeyen Bayrak" (1978), "Gönlümü Dinlerken" (1988) ve "Göç Göç Oldu" (1996), "Burası Feşmekistan" (2000) ve "Söz İkliminde" (2000) adlı kitaplarda topladı.

Ayrıca yayına hazırlanmış kitap çalışmaları bulunmaktadır.

Sevdiğim

Şafaklar atsa da doğsa da güneş
Bahtın yolu açılmıyor sevdiğim
Beklemek de ateş vuslat da ateş
Bu yanıştan kaçılmıyor sevdiğim

Her deminde gönül seni soruyor
Çilenin üstüne hayal kuruyor
Duygu yürüyünce fikir duruyor
Kara aktan seçilmiyor sevdiğim

Arzu tazelenir rüzgar esende
Esiyor bir rüzgar beklemesen de
Öyle bir sevda ki geçtim desen de
Geçilmiyor geçilmiyor sevdiğim

Geliyorum

Umut ettim girdim yola
Sana doğru geliyorum
Sevgin ile dola dola
Sana doğru geliyorum

Dünleri bıraktım dünde
Yeniden oldum bugünde
Aradığım hayat sende
Sana doğru geliyorum

Ne söylersen söyle beni
Yıllar etti böyle beni
Böyle kabul eyle beni
Sana doğru geliyorum

Polatoğlu vuslat bekler
Açalı gerçek çiçekler
Tükendi tozpembe renkler
Sana doğru geliyorum

Kardaş

Dünya dünya diye tanıtılır da
Dünyalık ameller işlenir kardaş
Varoluş gayesi unutulur da
Ne acayip şeyler düşlenir kardaş

Kuvvetlinin devran sürdüğü yerde
Haklının mahzunca durduğu yerde
İnkarın itibar gördüğü yerde
Elbette ki iman taşlanır kardaş

Baharlar bağ bostan bitire dursun
Çiçek açıp meyva yitire dursun
Her bayram bir sevinç getire dursun
İnsan günden güne yaşlanır kardaş

Ölçü ne sevinçte ne de tasada
İbret var yaşanan bunca kıssada
Akıllar helalden yana olsa da
Nefisler haramdan hoşlanır kardaş

Ne fayda yoldaştan sırdaştan yardan
Polatoğlu mümin gitmeli burdan
Hayatın ölümle bittiği yerden
Sonsuz bin aleme başlanır kardaş

Gurbetin

Akşam oldu gün dağlardan çekildi
Değişti çehresi yüzü gurbetin
Hayallerim birer birer döküldü
Yalanmış ikrarı sözü gurbetin

Hasret canan oldu vuslat can oldu
Duygu duygu eridiğim an oldu
Yürek yufkalaştı alıngan oldu
Gayrı çekilmiyor nazı gurbetin

Polatoğlu rahat huzur koymadı
Feryadıma aldırmadı duymadı
Civan gençliğimi yedi doymadı
Bilmem canımda mı gözü gurbetin