ANAYASA YAZIMINDA İHMAL EDİLEN ASIL MESELE
Perşembe, 10 Mart 2016 11:36


Lütfü Şehsuvaroğlu

Yok AK Parti gereken sayıya MHP sayesinde ulaşacakmış, yok anayasa değiştirebilmek için Meclis’te mutabakat sağlanacakmış.

 

Yok milletvekili transferi yüz kızartıcı bir suç bile olsa anayasa yapabilmek için bu ayıbı görmezden gelebilirmişiz.

Yok AK Parti gerçekte mevcut anayasanın devamından yana olduğu halde, kamuoyunu oyalıyormuş…

Yok başkanlık sistemine geçiş iktidar partisinde muhtemel dağılmayı önlemek içinmiş.

Yok Suriye ile savaşabilmek için yeni bir anayasa metnine ihtiyaç varmış…

Yok, şu yok bu…

Senelerden beridir kaç meclis grubu geldi geçti; hakiki anlamda bu millete mahsus bir özgün anayasa yazmayı, mevcut anayasayı değiştirme yolunda samimi bir istek görmedik. Ufak tefek ‘rötüşler’ ve makyajlar dışında…

SADECE VEKİL TÜRKÇESİYLE ANAYASA METNİ YAZILABİLİR Mİ?

Ülkemizde anayasa tartışmaları geyik muhabbetini aştı.

En anlamsız tartışmaların başında geliyor.

12 Eylül’den bu yana darbe anayasasının değişmesi ile ilgili toplumsal talepler maniple ediliyor; sanki değiştirilebilecekmiş gibi yapılıyor, sonra ne hikmetse başta iktidar partileri olmak üzere hemen her parti şikayeti meşru değişimi gayrimeşru addedip birbirlerini avutuyorlar. Birbirlerini hem yerden yere vuruyorlar hem avutuyorlar, teskin ediyorlar.

Böylece mutlu mesut oturuyorlar ceylan derili koltuklarında…

Bu meclis, ya da herhangi bir meclis anayasayı değiştirebilir mi?

Değiştirme iradesi var mı?

Diyelim değiştirme iradesi var.

Değiştirebilirler mi?

Diyelim değiştirmeye kalktılar.

Ne değiştirebilirler?

Daha doğru maddeler mi sıralarlar mesela…

Daha anlamlı cümleler mi kurarlar?

Neyi nasıl değiştirebilirler?

Bence bu meclisin ya da herhangi bir meclisin anayasayı değiştirme kudreti yoktur.

Çünkü söz kudreti yoktur.

Türkçe bir anayasa metni yazamazlar.

Türkçeleri kifayet etmez.

Anayasa yazabilmek için Türk’ün ruh kökünü idrak etmek icap eder.

Anayasanın ruhunu inşa ve ibda edebilmek…

Bu kabiliyetten eser var mı?

Habermas’ın iletişimsel eylem kuramından yola çıkarak anayasa metinlerinde olması gereken toplumsal mutabakatın en uygun metni nasıl bulunabilir ki?

Bugüne kadar yazılmış bütün anayasalarımızın toplumsal mutabakat metni iddiası bir İstiklal Marşı kadar olmamıştır, olamaz.

Anayasa metni yazabilmek için milletimizin ortak şuur ve ortak yaşama iradesinin hukuki ve edebi metninin gönül gözüyle ve gönül diliyle yeniden inşası gerekmektedir.

Bu konuda tartışan var mı?

Şairlere müracaat eden var mı?

Böyle kelime kudretinin bilincinde kaç şairimiz var?

Habermas’ın anayasaların ruhuna dair vazettiği en vasati bilgiden mahrum olanların toplumsal mutabakat metni yaratmada mübarek bir say içine girebilmeleri için bir potansiyeli görüyor musunuz bu ülkede?

Ben görmüyorum.

Bu sebepten ne yazarlarsa yazsınlar, ilerde değiştireceğim…

Ben Türk’ün ruh köküyüm…

Hadi beni tutuklayın…

ANAYASA YAZABİLMEK İÇİN SÖZ KUDRETİ GEREKİR

Yahya Kemal, Allah’a şöyle dua edermiş:

“Allahım bana söz kudreti ver!”

Allah da ona vermiş.

O da Türk’ün ruh köküne dokunabilmiş.

İşte Anayasa da böyle bir şeydir.

Ortak dilin aynı zamanda içsel dinamizmi…

Gönülden iştirak yani…

Hem tarihsel olanın ihyası, hem gelecek kurgusu…

İstiklal Marşı nasıl bütün anayasaların üstünde bir mutabakat metni ise; yazılması düşünülen yeni anayasa da böylesi bir dil kudretine sahip olmalıdır.

Ne yazık ki siyasiler asıl konuyu ihmal ediyorlar.

Mesele salt hukukçulara bırakılmayacak kadar ciddi bir iştir.

Hukuk fakültesini bitirdi diye biri nasıl ombudsman olmaya ehil değilse, anayasa metni hazırlamada da vekiller ve aralarındaki anayasa hukukçusu profesörler aynı çerçevede asla ehil sayılamazlar.

Ne farkımız kalır o zaman darbecilerden? Askerlerin birkaç profesör toplayıp anayasa yazdırma talimatının bu millete yabanıl gömlek gibi giydirilmesi hatırda değil mi?

Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur.

Vazgeçin bu sonu gelmez laf ebeliğinden.

Siz anayasa babayasa filan yazamazsınız…

Önce şiir okumalısınız…

Türk şiiri…

Sonra da Habermas…

Sonra da bin yıllık terkibimizin gönül titreten mayasını idrak etmelisiniz.

Ondan sonra zaten kendiliğinden millet size ne lazımsa yazdırır.