Seçim hakkinin kiymetini bil(me)mek
Cumartesi, 19 Eylül 2009 11:58

                       
Seçim hakkinin kiymetini bil(me)mek

Almanya, süper seçim yilinin en dev seçimine yaklasiyor. 27 Eylül’ deki genel seçime çeyrek var. Caddelerde asili seçim afislerini, TV’lerdeki tatismalari, yazili sözlü medyadaki aday yarismalarini görmeyenimiz yoktur. Federal Meclis üyeligine adaylar, tüm hiz ve güçleriyle seçmenin teveccühünü kazanmaya çalisiyor. Ortalikta bolca dolasan poster, afis ve el ilanlarinin bilhassa muhtevalari oldukça eglenceli.

Genel seçimlerde, öncekilerine göre oldukça fazla sayida göçmen asilli adaylari görüyoruz listelerde. Kahir ekseriyeti liste doldurmak, ’’Bizim de göçmen asilli adayimiz var’’ diyebilmek için ama olsun. Bu gelisme de sevindirici. Liste doldurucu adaylar kizmasinlar ama seçimi kazanmalari mümkün degil. Bunu kendileri de biliyor. Bazilari da yesillik olsun babindan o kadar zahmete girip seçimlere katiliyor. Tüm adaylara basarilar diledigimiz genel seçimlerin sonucunda, mahalli idarelerin uygulayacagi politika ve kanunlari yapacak federal parlementerler seçilecek bes yilligina. Devamli konustugumuz politikalarin yapicilarini seçecegimizi unutmayalim.  

Seçim sathi mahlinde ise vaad enflasyonu yasaniyor. Kimin ne kadar göç ve göçmen askiyla (!) yanip tutustuguna sahit olup hayrete düsüyorsunuz. Camiler, dernekler, genel seçim çalismalari için epeyce hareketli günler yasiyor ve yasayacak. Seçimlerde oylarimizin yön veya rengini adaylarin partilerinden bagimsiz olarak onlarin yaptiklari çalismalar belirlemeli. Piyasada, kamuoyu olusturmak veya mevcudu pekistirmek için dolasan ve dolastirilan kanaat pusulalarina göre davranmaktan ziyade, kim kim için ne yaptiya bakarak oy kullanmamiz gelecegimiz açisindan çok önemli.

Her bes yilda bir gelen bu seçme hakkimizi mutlaka sandiga giderek kullanmaliyiz. ’’Bunlarin hepsi ayni. Ne yaptilar ki?. Hep kendilerini düsünüyorlar. vb’’ gibi gerekçelerle sandiga uzak kalip sonradan da yapilanlara hakli olarak da olsa burun kivirmak problemleri çözmüyor, çözmez. Sandiga giderek katilim sart. Problemlerin çözümünü gerçekten zora talip olan sadece politikacilardan bekleme aliskanligimizi bir kenara birakmaliyiz artik.

Vatandaslik görevi olan seçme hakkimizi mutlaka sandiga giderek kullanmaliyiz. Eskilerden geçmiste çalismis, yenilerden ise çalisacagi konusunda bizi ikna eden adaylara destegimizi oylarimizla gösterip, ortak gelecegimizi seksllendirecek simalari seçmeyi ihmal etmemeliyiz.  Göç ve göçmenlerle ilgili gelecekte atilacak adimlari, uygulanacak politikalari göçmen asillilarin bu seçimlere katilim oraninin belirleyecegini unutmayip mutlaka sandiga gidip oy kullanmaliyiz. Almanya’nin gelecekteki göç ve göçmen politikalarini, göçmen asillilarin seçime katilimlarinin belirleyecegi asla unutulmamali. Onun için bu seçimlerde artik oylarimizin agirliginin, öneminin, degerinin farkina varalim. Son kamuoyu arastirmalari sonuçlarina göre, iktidar ipini gögüsleyecek parti henüz net degil. Göçmen asilli seçmenler, Almanya’da geçmiste 421 bin oyun iktidari belirledigini hatirlayarak, sandigi ihmal etmemeli. Baska ifadeyle, 800 binlik Türk asilli seçmen potansiyeliyle seçime katilip iktidari belirleme imkani 27 Eylül’de elimizde. Bu çok zor degil, yapacagimiz; yarim saat ayirip sandiga giderek oy kullanmak. Hepsi bu.

Evlerimize gelen oy pusulalarini kaybedenlerimiz kimlik kartlariyla mahallelerindeki sandiklarda oylarini kullanabilirler. 18 yasindaki Alman vatandaslarinin oy kullanabildigi genel seçimlerde, kendimize yakin gördügümüz ve desteklenilmesine inandigimiz, verdigimiz oyun hesabini sorabilecegimiz adaylara destek ve vatandaslik vazifemizi yerine getirmek için mutlaka sandiga gidelim. Haydi hepimize hayirli seçimler...

Muhsin Ceylan

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir